Ari Magazin
ARI MAGAYİN
2010-07-27 * Sayı 82
Ana sayfa
Politika
Eğitim & Meslek
K Ü N Y E

Dernekler
Kültür, Sanat
Augsburg
Münih Yabancılar    Meclisi
Basından Seçmeler

Spor
Müzik
Röportajlar
Duyurular
Dergah
Turizm
Hayatın içinden
Istanbul/Ankara

Gastronomi
Ne, Nerede ?
Finans, Emlak
Sağlık, Güzellik
Şiirler, Mizah
Burçlar
Okur yazıları

Bulmaca
E - Post
Künye
İrtibat
Reklam bölümü
Web Design
Linkler
login
Almanca

Köşe Yazarları

YazarlarProf. Dr. Faruk ŞEN
YazarlarCumali NAZ
YazarlarNihat ZUHURİ
YazarlarChristian UDE
YazarlarKonuk yazarlar


ARI´NIN HİKAYESİ

Hikaye deyince masal veya hayal ürünü çağrıştırır insanın kafasında. Onun için yaşanmışlığını belirtmek için bazan gazeteler ve mecmualar
‘gerçek’ kelimesini getirirler hikayenin başına. ARI benim hayalimin gerçekleştirdiğim ürünü ve hala yaşamaya devam ediyor. Ben yaşadıkça o da yaşıyacak. ARI benim veya ben ARI’yım. Her ikisi de aynı kapıya çıkar.

İlk editör yazımı buraya aktarıyorum. Tam beş yıl önce yazmışım.

Tarih : EYLÜL 1996
Başlık : HADİ BAKALIM KOLAY GELSİN !!!

Sevgili okuyucularım....

Gazetecilik uyuşturucu bağımlısı olmak gibi bir şey. Hele buna Münih gibi renkli ve kozmopolit bir şehirde gazetecilik yapmanın getirdiği zevkler de eklenince hiç vazgeçilemiyor....

Uzun zamandan beri kafamda bir proje filizleniyordu. Güney Bavyera bölgesindeki aktif Türk dünyası, bilinçli, çeşitli siyasi, dini, etnik düşüncelere , geniş kültüre sahip Türk toplumuö merkez, merkez sağ ve merkez solu kapsayan çok sesli bir dergide aradıklarını bulabilmeliydi.

Dergi; Güney Bavyerada yaşayan insanımızın en yakın arkadaşı olmalı ve içerdiği bilgilerle elinin altındaki bir kaynak niteliğini taşımalıydı. Ele alınan konular gereksiz detaylara girilmeden, zateb yaman sıkıntısı çeken vatandaşlarımıza derli toplu sunulmalıydı.

Tabiiki böyle bir derginin yazarları da farklı olmalıydı !!

Bu motivasyonla dergiyi hazırlamaya başladım.

Maraton başlamıştı . Süddeutsche Zeıtung’daki sorumlu işim ve pozisyonumun yanısıra daha geniş kapsamlı, daha çok sorumluluğu ve sorunları olan zor bir işe girişmiştim. Hummalı çalışmalarımın sonucu derginin konzeptini ve yazı ailesini kurabilmiştim. Ya finansmanı ?

Dergi ücretsiz dağıtılacağına göre kendini abone ve ilanlardan alınan paralarla finanse edecekti. İşte bu aşamada ‘Hadi bakalım kolay gelsin’ sözlerini sıkça duyar oldum. Zaten hertürlü toplumsal faaliyetlerde sponsorluk yapan, yardım taleplerini geri çevirmeyen iş adamlarımızdan bunlar yetmiyormuş gibi bir de ‘yeni bir dergi’ için ilan tallep etmek’ ne zor bir işti. ‘Evetten çok hayır duymaya kendimi hazırlamalıydım. Ama Allah’a şükür ‘doğmamış çocuğa zıbın biçenler oldu....

Veee... Nihayet kendisiyle barışık, ne istediğini bilen. hoşgörülü vatandaşlarımıza ve buna aday olanlara istediklerini verme amacı taşıyan ARI Dergisi doğdu.’

Eveeet.... sevgili okurlar, ARI’nın hikayesi böyle başladı. Ya nasıl devam etti?

Bu sorunun cevabını da ikinci sayısındaki yazım ifade eder kanısındayım.

YANKILAR başlığını taşıyan yazımdan pasajlar :

İlk sayının ardından gelen tebriklere, övgülere, beğenilere, alkışlara, sorulara, eleştirilere ve birazcık haset kokan dedikodulara da gönülden teşekkürler ! Eleştiri ve ve dedikodulara da teşekkürün ne gereği var demeyin. Toplumda ancak ses getiren, ilgi gören, yankı yapan şeyler halkın eleştiri süzgecinden geçer. Kökeninde çekememezlik yatan dedikodulat ise başarının ve başarılı insanların ödemekle yükümlü oldukları katma değer vergisidir !

NEDEN SEÇKİNLERİN DERGİSİ ?

İlk sayılarımda dergimin kapağında Seçkinlerin Dergisi başlığını kullanıyordum. Çok eleştiri alınca kaldırdım

Ama ikinci sayımda sebebini şöyle açıklamıştım...

‘Sevgili okurlarım, Seçkinlerin Dergisi ARI gerçekten belli bir zümreye hıtabediyor. Nesli gittikçe tükenmekte olan DÜRÜSTLERE !!!

Topluma. vatana. millete faydası dokunan gecesini gündüzüne katıp, sosyal , kültürel, spor kuruluşlarında toplum için hizmet veren insanlara mesaj veriyor ARI.... Sahtekarlışa tenezzül etmeden, alnının teriyle, gücüyle, disiplinli çalışmalarıyla başarıyı yakalayan veya yakalayamayan iş adamları, dalkavuklara etrafında yer vermeyen devlet adamları, çocuklarının eğitimi için varını yoğunu satan ana babalar, dürüst insanlar SEÇKİN’dir benim gözümde. Hilenin. entrikaların. hğnerin. siyasetin. şiddetin. zulmün. fitnenin arap saçı gibi dünyamızı sardığı şu devirde seçkinlerimizin işi gerçekten zor !!!


Bu kadar açıklamaya rağmen SEÇKİN kelimesi çoğu kimsede allerji yarattığı için kapaktan çıkardım.

DERGİNİN ADI NİÇİN ARI ???

Dergimin ismi de epey spekülasyona neden oldu. Hala da oluyor.

İkinci sayımda bu sorunun cevabı şöyle idi.

Derginin adı niçin ARI ? Bir siyasi partinin yayın organı mı ? En sık duyduğum bu soru, beni hem güldürüyor, hem de şaşırtıyor. Güldürüyor; çünkü bu dergi bir siyasi partinin yayın organı olsaydı sırtını partiye dayar, yaşaması için elzem olan ‘ilanları’ bulabilmek amacıyla oraya buraya koşuşturmama ihtiyaç kalmazdı. Onu besleyen partinin, liderin propagandasını yapar, yani SAHİBİNİN SESİ olurdu.

Şaşırıyorum, bazı vatandaşlarımız bazı şeylere neden ‘Dar Açı’dan bakıyorlar diye ? Yani ARI sözcüğü akıllara ille de ANAP’ı mı getiriyor ?

Tabiatta gece gündüz çalışan, mükemmel bir şekilde petek hayırlayıp, içini balla dolduran, yeri geldi mi de ‘iğnesini’ kullanan ‘çalışkan hayvancık’ hiç akla gelmez mi ?

Sözcüğün temiz, damıtılmış anlamına da geldiği düşünülmez mi ? Büyük bir özveriyle ve ‘temiz eller’ tarafından çıkarılan bu dergiye bundan daha uygun bir isim bulamazdım....

Dergimiz üzerinde ‘her rengin’ bulunduğu br palet. Ne yeşili, ne siyahı, ne de sarıyı, ne de kırmızıyı çıkartmak niyetindeyim. Dengeler bozulur. Yalnız ‘ciyak renklere’ bu palette yer yok !




     
Content copyright © www.Ari-Magazin.com
Diese Website wurde von ImerDesign gestaltet.
Copyright © 2000-2001 ImerDesign